ŞİİRLER

6/5/2009 ·

         BAZEN AŞK GİDER

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      Bazen aşk gider ve hayatta gider ardından. Siz terk edildiğiniz yerde öylece kalakalısınız. Bir sabah uyanırsınız ki! Gözünüzü açtığınız ömür  sizin ömrünüz değildir. Aynada tek parça görünen bedeniniz, aslında lime limedir. Nefes diye içinize çektiğiniz parçalanmış aşkınızın cam kırıklarıdır. Ölmeyip uyandığınıza her sabah lanet edersiniz.

 Bazen aşk gider, önünüzde bir kadeh rakı ve küllükte ölüm dolusu izmaritle siz öylece bakakalırsınız arkasından zaman dursun saatler hiç geçmesin istersiniz.

   “…Tanrım ne olur gerçek olmasın, ne olur güneş doğmadan geri dönsün. Teninde başka bir tenin kokusunu getirse bile, geri dönsün yeterki. Hiçbir şey sormam ona bu geceyi hiç yaşanmamış sayarım…” dersiniz.

   Bazen aşk gider ve siz yıllardır içinde yaşadığınız yürekten valizler dolusu anılarla kendi yalnızlığınıza taşınırsınız. Elleriniz varmaya varmaya boşaltırsınız bütün dolapları.çekmeceden çıkan her giysi parçası, onunla geçirdiğiniz anıların tarihiyle ağırlaşır.

Onun kollarında geceler boyu cennet uykularına karıştığınız yatak, utancından bakamaz yüzünüze. Valizinizi kapı önüne yığıp, son bir sigara için koltuğa yığılırsınız. Gidiyorsunuz işte. Aşkınızı kendi ellerinizle başka bir aşka teslim edip.

    Bazen aşk gider ve adresi değişir evinizin. Sesinizin tonu değişir, yüzünüzün rengi, yatağınızın sıcaklığı.Uykularınız değişir ve rüyalarınız…

    Öfkeyi bir türlü yurdunda kabul etmeyen, vefasız bir unutuluşa kurban olsada solup gitmeyen, hayattan soğutup size ölümü özleten, ölü bir bedende anlı kalmakta direnen… Anlarsınız aşktır bu…

  Bazen aşk gider, aslında bilirsiniz nereye gittiğini. Onu çağıran, o eksik yaralı ve hep kanayan çocukluğudur. Onu çağıran hani o gözlerinde görüp de beklide en çok bu yüzden vurulduğunuz ertelenmiş çocukluğunun o mavi bahçesidir. Dönüp dönüp yeniden baktığı o gizemli bahçede onu eksik severek yaralanmış, annesini sesini duyar gibi olmuştur beklide. Yanıldığınızı anladığınızda ürkekçe o bahçenin bir köşesine sığınıp göz yaşlarına boğulmuşsunuzdur. Beklide bu yüzden affedersiniz onu.

Her akşam açıp girdiğiniz o kapıdan başka bir sevda giriyordur artık. Her gün oturduğunuz koltukta o bakmaya doyamadığınız gözlerin ışığında başka bir sevda oturuyordur şimdi. Gölgenize alışık duvarlar bile çoktan kabullenmiştir yokluğunuzu. Her gece uyuduğunuz yastığa bir başka sevda kokusunu bırakıyordur. O öpmeye kıyamadığınız dudaklarda başka bir sevdanın adı yatmaktadır.

 Bazen aşk gider ama ölüm gelmez bir türlü. Ne yapsanız öfke duyamazsınız. Bir kibrit aleviyle ateşe verdiği ömrünüzün alevleri içinde, eriyip giden yüzünüze, silinip giden kokunuza, kül olan yüreğinize ve dönüp bir kez bakmaya o sevdanıza. Anlarsınız aşktır bu…

 

    Çünkü bilirsiniz ki! aşk, çocukluğun arka bahçesinde dalıp gittiğiniz ve sonra evin yolunu bir türlü bulamadığınız, kurallarını kimsenin bilmediği garip bir oyundur aslında.   Bir gün ansızın o oyunda ansızın yanılı vermiş, hakketmediğiniz halde o bahçeden kovulmuşsunuzdur. Anlayamazsınız neden kovulduğunuzu, nerede hata yaptığınızı neden unutulduğunuzu. Yıllardır oynadığınız o büyülü oyuna dalıp hayatı dışınızda bıraktığınız için, bir gün aşk gider hayatta küser size. Siz evin yolunu bile bir türlü bulamazsınız. Bazen aşk gider günler geçer ardından, sonra yıllar. İnsanlar büyür, insanla yaşlanır ve insanlar ölür. Anılar belleğin acımasızlığına teslim olur. Sevilen unutur, seven yanar. 

Bazen aşk gider yada siz gittiğini sanırsınız… 

     Giden gitmiştir bir kez

Dönmeyecektir üstelik

Yinede bitmez yüreğin feryadı

Yürekler saklar anıları saklar sevdaları

Geride kalanlar ulaşamasa da

Yüreğinden geçenleri bilmesini ister

Diller söyler yazar kalemler

Yaralı yüreklerin feryadıdır geride kalanlar

Kimseye anlatılmaz ayrılık acısı

Yazılır yürekten geçenler

İtiraflar … pişmanlıklar…

Saklanır sonra

Belki yıllar sonra çıkarılıp okunmak üzere…

     Bir sonbahar akşamıydı. Bilmediğim sokaklarda nereye gideceğimi bile bilmeden yürüyordum öylece. Yüreğim önceleri öylesine tatlı acıyordu ki! Ama artık dayanılmaz olmuştu. Sanki yürüdüğüm bu yolun sonunda sana kavuşmak varmış gibi yürümenin bana verdiği büyük bir hazla yürüyordum durmadan ve yüreğimde her an seninle karşılaşacakmışım gibi bir heyecanla. Aklıma geliyordu bu sensizliğin beni kavuran acısı. Ve işte o an senden uzaklaştığımı düşünerek duraksıyordum. Korkunç  bir ikilem içinde dehşetlere kapılarak geri dönmek istiyordum o an. Ne yapacağımı bilmeden yolun ortasında öylece kalmak sadece ağlamak istiyordum belki bir yerlerden duyasın çığlıklarımı ve görürsün süzülen göz yaşlarımı diye. 

  Ne zaman biter devam ediyordum yürümeye. Yürüyordum! Çünkü, karşıma çıkacak her şeye razıydım artık.

Yorum (0)